SOFIA THE FIRST Doğumgünü Şato Pastası

IMG_7579

Vakitsizlikten pasta yapamadım Ece’nin doğumgünü için…Son anda Beyaz Fırın’dan tezgah pastalarından sipariş verdim, çilekli-çikolatalı ve sade çikolatalı olacak şekilde. Çilekli pasta bir hayal kırıklığıydı ama çok da acımasız olmamak lazım; böyle olacağını tahmin ederek aldım; telefonda yanlış yönlendirildiğim için.

Hızlıca bu maket pastayı hazırladım (k). Süslemelerin çoğunu Ece yaptı,

DEVAMI

SOFIA THE FIRST Doğumgünü Partisi

6

En son yazdığımdan beri asır geçti sanki… Yazmadığımdan değil yazamadığımdan uzak kaldım; sosyal medya, instagram, pinterest derken…bloga ilgi yok oldu gibi bende. Bu arada kurabiye işini bıraktığımı sanan bir kaç blogger arkadaşımla da yazıştım. Hayır bırakmadım. Sadece, beni çok yorduğu için perakende ve pasta hikayesini kapatıp kurumsal siparişlere ağırlık vermeye başladım. Böylesi daha kolay geliyor artık… Aynı üründen yüksek adet üretmek, her biri farklı onlarca kurabiye yapmaktan çok çok daha az zahmetli. Bu durumda paylaşacak çok keyifli hikayeler de olmadığı için, yazmaya hevesim de kalmadı sanırım. Geçtiğimiz haftasonu Ece’ye doğumgünü yapınca paylaşmak istedim. 1-2 ay kadar önce Ece’den sitem alınca ona hiç bir zaman çok özenilmiş bir doğumgünü yapmadığımı, herşeyi aceleye getirdiğimi farkettim. Herkesin harika doğumgünü pastaları varmış, ona hiç yapmamışım, çok üzülüyormuş… bir anneye söylenecek son şey. Kızımı ihmal ediyor olma kaygısı ve suçluluk duygusu çalışan bir anne olarak o kadar yüksek ki bende… bu sene harika bir doğumgünü yapacağıma söz verdim ona. Önce hızla giriştim hazırlıklara, sonlara doğru planladıklarımın bir çoğunu yapmayıp şişirdim ama yine de gördüklerinden, beklentisinden çok daha güzel olunca süslemeleri… memnun etmekte başarılı oldum. İşte fotoğraflarla, bazısı özenilmiş, bazısı şişirilmiş Sofia The First doğumgünü partisi süslemeleri:

000

Parti masası çocuklara özel hazırlandığı halde büyüklerden daha fazla ilgi gördü…fotoğrafları parti esnasında değil de hazırlık aşamasında çektiğim için eksik çok.

DEVAMI

Bu Hurriyet Çok Sosyal

Hurriyet.com.tr’nin yeni uygulaması olan “Hürriyet Sosyal’i” ilk duyduğumda bir an önce kullanmak için hevesliydim. Üyelik gerektirdiğini gördüğümde ise, önce biraz üşenir gibi oldum açıkçası… Sonra düşündüm ki, “Hürriyet , sosyal tabanlı bir haber sitesine dönüşüyorsa, bu yeniliklerden geri kalmamak gerek… Dünyada ilk defa, böyle güçlü bir haber sitesi, sosyal bir platform olma yolunda ilerliyorsa madem, ben de oradaki yerimi, bir an önce almalıyım!:)

Bilgisayarın başına geçtim ve şuradaki kısa tanıtım filmini izledim önce. Baktım ki, sosyal.hurriyet.com.tr linkinden bilgilerimi hemen girerek ya da istersem Facebook, Twitter veya Instagram gibi mevcut sosyal medya hesaplarımı kullanarak kolayca üye olabiliyormuşum, bir kaç satırlık bilgiyi doldurur, doldurmaz, üyelik için kullandığım e-mail hesabıma bir aktivasyon maili geldi, tıkladım ve üye olmuş oldum. Artık kendime ait ve ilgi alanlarıma özgü, kendi hurriyet.com.tr‘mi oluşturmaya hazırdım işte.

İlk olarak, “Bize ilgi alanlarını söyle, biz sana özel haber, video ve içerikleri sunalım” denildi. Hızlıca bir göz gezdirdikten sonra, onlarca seçenek arasından, Yeme-İçme, Müzik, Moda, Spor, Fotoğraf, Sinema, Seyahat, Hava Durumu, Futbol ve Mekanlar kategorilerini işaretledim şimdilik… Ne de olsa istediğim zaman girip, tekrar değiştirebilirim. Keyif benim değil mi? 🙂

Sonra diğer kullanıcıları da eklemek istersem, “Kişi Takip Et” diye bir öneride bulunuldu. “Kullanıcı Sözleşmesi”ni de onaylamamla “bana özel haber akışı” sunan Hürriyet’in bu yepyeni dünyasına ilk adımımı atmıştım işte.

Artık sadece haber okuyup geçmek değil, arzu edersem her gün severek saatler harcadığım ve çok aşina olduğum sosyal medya araçlarındaki gibi rahatça kullanarak, oradaki “Like/Beğen” gibi, burada da “Öne Çıkar” tuşuyla beğendiğim ve ilgi gösterdiğim şeyleri gösterebileceğim yeni ve keyifli bir deneyimin içinde buldum kendimi. Yıllardır sosyal ağlarda kullandığım bu özelliklere, artık hurriyet.com.tr gibi bir haber sitesinde sahip olmak; haber okumayı, okuduklarımı paylaşmayı ve istersem de üzerine kendi fikrimi söylemeyi öyle kolaylaştırdı ki, kullanırken hiç yabancılık hissetmedim desem, yeridir.

Daha da güzeli ise, eğer istersem Anasayfa, Gündem, Kelebek, Spor, Ekonomi gibi tüm bölümleri, hala görebiliyor olmam… Tüm bunlara ilaveten, özel ilgi alanlarımı belirlediğim için artık, sırf anasayfada olmadığı için gözden kaçırmak durumunda kaldığım, ama aslında merak ettiğim tüm kaliteli içerikler, “Bana Özel” kısmıyla, kendiliğinden bana geliyor ve işte bu, gerçekten harika bir haber.

Dahası bildirimlere baktığımda gördüm ki, daha girer girmez takipçilerim de oluşmaya başlamış bir anda. “O da nedir*” diye merak edenleriniz için anlatayım. Bu yeni deneyim sayesinde, artık okuyucular, hem Hürriyet yazarları, hem de diğer okuyucularla interaktif ilişki kurabilecekleri, tartışma yaratabilecekleri bir platforma sahip olabiliyor. Yazarların sadece köşe yazıları değil; kişisel postları da okuyucu ile buluşuyor. En sevdiğiniz yazarların, gün içinde neler hakkında paylaşımlarda bulunduğunu da, kolayca takip edebiliyorsunuz. Anlayacağınız bu Hürriyet gerçekten çok sosyal olmuş:)

İçerik: http://usengecsef.blogspot.com/

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Turgay Kıran ve Galatasaray Kurabiyeler

Kurabiyeler Turgay Kıran için fotoğraflı ve Galatasaray logolu hazırlandı… çok önceden hazırlanmış olsalar da yeni yayına girebildiler. Bu ara yorgunum yazamıyorum.

Geçen hafta Amerika’dan döndük; tam uçağımız kalkmak üzereyken (Los Angeles’a kaçış) 2 saat kala Sandy kasırgası dolayısıyla iptal olunca biz de afetin göbeğine düştük. Otelde yer bulabildik 1 odacık diye sevinirken her gece oda yokluğu sebebiyle sokakta kalma korkusuyla yaşadık. Elektrik yok, yemek yok, otelde personel yok (Marriott); çok sıkıntılı 2 gün. New Jersey’deydik üstelik. Evini su basan otelde alıyordu soluğu. Ece 2 gün boyunca cips yedi, iyi ki de öyle yapmış. Kalmış pizzaları yiyen arkadaşımı hastaneye kaldırdık bir de, çok ağırlaştı, öyle çok sıkıntı çekti ki… Tam kasırga bitti, bilet bulduk kaçıyoruz derken, 45 dakikalık yolu 4 saatte alabildik kiraladığımız arabayla. New York’a geçiş tüneller kapalı, toplu taşıma araçları çalışmıyor, her yer karanlık…hele gece araba kullanması… in cin top oynayan kabus filmi mekanlarından zifiri karanlıkta geçişimiz. Benzin yok! Benzin istasyonlarının önü mahşer yeri gibi, mahşer. Böyle kalabalık olamaz. Trafiğin başlıca sebebi de buydu aslında, benzin kıtlığı dolayısıyla yolları tıkayıp bekleyen binlerce araç. Biz şanslıydık, full depo almıştık arabayı, minivan, az da benzin yakıyordu… idare ettik neyseki. Benzinsiz kalsaydık düşünmek bile istemiyorum.

Bu hengamede Los Angeles’a kaçıs 2. uçağı da kaçırmış olacaktık ki yolda uçağın iptal olduğunu öğrendik. Arkadaşım fenalaşınca da 911, kendimizi zor attık hastaneye. Bir kaç gün sonra uçağa binip havalanıncaya kadar iptal olacak mı stresi! Evin kapısına geldiğimde hissettiğim mutluluk!

Yine de güzeldi; Cadılar Bayramı’nda çocuklarla şeker toplamaya çıktık biz de; planlananın dışında gelişti herşey, ama büyük tecrübe oldu…bir şekilde tadını çıkardık. Ece zaten anlamadı, otelde edindiği arkadaşlar sayesinde (sıfır iletişime rağmen lisan bilmeden, anlaşıyor bir şekilde çocuklar). Tek üzüntüsü prenseslerle yemek yiyememek oldu ama artık başka bahara. Belki önümüzdeki ilk bahara 🙂

Instagram kullanan var mı? Ben elifscookies olarak kayıtlıyım ve sıklıkla da kullanıyorum. Sizde de varsa arkadaş olalım 🙂 Bana yazın.